Ya Dünyamız 5 Saniyeliğine Oksijensiz Kalsaydı?

Dünyadaki bütün oksijenin bir anda kaybolduğunu hayal edin! Hayır, hayır öyle sonsuza dek değil; sadece 5 saniyeliğine. 5 saniye uzun bir süre değil gibi geliyor değil mi size, eh o kadar süre nefesinizi tutabildiğinizi de varsayalım. Ama hadi olayı basit bir nefes tutma işleminden çıkarıp dünyamıza getirelim. Sizce atmosfere veya çevremize ne olurdu? İşte bütün bunların cevabı. Eğer 5 saniyeliğine oksijen ortadan kaybolsaydı ne olurdu?

ATMOSFERİN YÜZDE 21’İ OKSİJENDEN OLUŞUYOR!

Derice bir nefes alın, nasıl hissettiriyor? Oldukça mutluluk verici öyle değil mi? İçinize doldurduğunuz oksijen, atmosferimizin aşağı yukarı yüzde 21’ini oluşturuyor. Büyük çoğunluk ise yüzde 78 ile nitrojende. Gördüğünüz gibi oksijen, atmosferimizdeki en bol gaz olmamasına rağmen, en önemli gazdır. Oksijen olmadan, bitkiler, hayvanlar, sular ve biz insanlar bugün olduğumuz yerde olabilir miydik? Tabii ki hayır! Elbette ki bazılarınız hala 5 saniyenin çok fazla bir zaman kaybı olmadığını hatta devede kulak olduğunu savunuyor, bunu duyabiliyorum.

BETON YAPILARA GÜLE GÜLE DEYİN!

Peki ya şu andaki mevcut dünyayı oluşturan diğer her şeye gelirsek? Çok değil, 5 saniyede dünya çok farklı bir yere dönüşürdü. En basitinden Amerika’daki Hoover barajına veya diğer barajlara güle güle derdik. Biliyorsunuz ki oksijen olmadan iki hidrojen kendi başına suyu oluşturamaz. Ayrıca dünyadaki en büyük tapınaklardan biri olan Panteon Kilisesi’ne veya onun gibi betondan yapılmış diğer her şeye de veda ederdik. Bu beton yapılar oksijenin tüm dünyadan çekildiği anda hemencecik yıkılıverirdi, üstelik 5 saniye bile geçmeden. Bunun nedeni, oksijenin betona birleştirici maddeymiş gibi davranmasından kaynaklıdır. Oksijen olmadığı zaman bu birleştirici madde, artık betona etki edemeyeceğinden dolayı devasa beton yığınları, sadece tozdan ibaret olur. Ha bu arada yapılardan bahsetmişken, oksijensiz bir ortamda herhangi bir işlenmemiş yani ham metal, anında birbirine kaynaşırdı. Bunun nedeni ise metallerin üzerinde onların birlikte lehimlenmesini önleyen oksitlenme katmanının bulunmasıdır. Bu katmanın bulunmayışı, metallerin birbirlerine kenetlenmelerine sebebiyet verirdi.

DON’T KEEP CALM BECAUSE YANACAKSIN!

Bütün bunlardan başka bir de insana zararlarına gelelim. Eğer o 5 saniyelik süreye kazara plajda yüzerken veya güneşlenirken yakalanırsanız yandınız! Yok yok öyle değil, kelimenin tam anlamıyla yandınız. Ozon tabakası yani bizim güneşteki zararlı ışınlara karşı koruyucu meleğimiz de oksijenden oluşur. Oksijeni dünyadan vakumlarsanız, dünyayı çok tehlikeli bir yere dönüştürürsünüz. Güneşin zararlı ışınlarından bizi herhangi bir şey koruyamaz. Ciddi güneş yanıklarına ek olarak, iç kulağımız patlardı. Oksijenin olmaması demek, hava basıncımızın yüzde 21’ini kaybetmemiz demek. Hava basıncındaki bu ciddi değişiklik, okyanusta aniden 2000 metre aşağıya düşmekle aynı etkiye sahiptir. Şehirler arasında yolculuk ederken küçük basınç değişimlerinden bile etkilenen kulağımız, bir anda gerçekleşen basınç değişikliğine uyum sağlayacak zamanı bulamayacaktır ve maalesef… 🙁

Henüz en büyük etkilere gelmedik, biraz daha sabredin. İşte başlıyoruz!

SIKI TUTUNUN, DÜŞÜYORUUUZ!

Küçüklüğümüzden beri bildiğimiz bir şeyi hatırlatayım, oksijensiz ateş de olmaz. Araçlardaki motorun yanma işlemi artık gerçekleşemeyecek. Eğer elektrikli bir arabanız varsa birkaç rekât şükür namazı kılabilirsiniz ama eğer yoksa… Sizin için üzgünüm, arabanızı 5 saniyeliğine kullanamayacaksınız. Bu arada şükür namazından da cenaze namazına geçebilirsiniz. Kimler için mi? O 5 saniyelik oksijensiz dünyaya uçakta yakalananlar ve yere çakılanlar için. 🙁 Eee, ne demiş Pendulum reisler; “Fasten your seatbelts” of course while sitting! 🙂

EFKARLI GECELER BİZİ BEKLER!

Bu arada oksijensiz bir dünyada geceyi yaşayan bölgelerde gökyüzü tamamen karanlığa bürünecek. Çünkü güneş ışınları dünyaya vurmadan önce oksijenin içinde birçok kez karışır. Böylelikle karanlık olan yerlerde oksijenin yardımıyla az da olsa etrafımızı görebiliriz.

UN UFAK OLAN SADECE KALBİM DEĞİLMİŞ!

Ah evet; tüm bunlar yaşanıyorken, yeryüzü kabuğu un ufak olacak. Çünkü yeryüzü kabuğunun yüzde 45’i de oksijenden oluşur. Bu nedenle yeryüzü kabuğu, üzerinde hiçbir şey kalmayana dek un ufak olmaya devam eder. 5 saniye oksijen kaybı, peki şimdi eğlenceli ve komik mi geliyor? Muhtemelen cevabınız hayır olacaktır. O zaman hala şansınız varken derin derin nefes alın, bakarsınız bir gün bunların hepsi gerçek olur. 🙂  

Çocukluğundan beri yazarlığa ilgisi olan Tunay Kır, şu anda aktif eğitim hayatına Boğaziçi Üniversitesinde devam ediyor. Politika, tarih ve oyun aşığı. Çocukların daha iyi bir dünyada yaşaması için elinden geleni yapmaya çalışıyor.