Ya 10 Kilometre Yükseklikte Seyreden Bir Uçaktan Paraşütsüz Düşseydiniz?

30 bin feet, 9144 metre ve tamı tamına 9 kilometre…

Bu rakamlar size çok ürpertici geliyor ama bunu daha önce yaşamış ve hayatta kalmış birkaç insanı az sonra sizlerle tanıştıracağım. Peki aynı şeyi siz yaşasaydınız onlar kadar şanslı olur muydunuz?

İŞTE ONUN ADI VESNA VULOVIC

Tarih 26 Ocak 1972…
JAT Havayolları’na ait DC-9 tipi bir uçakta gelen patlama bir imkansıza sahne olmuştu. 22 yaşındaki kabin görevlisi Vesna Vulovic, gökyüzünde 33 bin feet’ten aşağı düştü. Paraşüt olmadan şimdiye kadarki rekorların içinde en yüksekten düşüp hayatta kalan Vulovic, o zaman için yeni bir rekor kırmıştı ve Guinness’e girmişti. Bu rekor hala egale edilebilmiş değil. Adını Guinness’e yazdırmak isteyenlere duyurulur.

NASIL OLDU DA BU HANIM KIZIMIZ ÖLMEDİ?

Herhangi bir bit yeniği mi var acaba dedirtiyor, öyle değil mi? Sizce düşerken nasıl hissetmiştir? Ölmemesine imkansız gözüyle bakıyordu, sizce saniyeler sonra öleceğini bile bile yaşamak sizce nasıl hissettirir?

Eğer uçakla bir yerlere sık sık seyahat etmeyi seviyorsanız, neler olup bittiğini daha detaylı inceleyebilirsiniz. 1940’lardan beri insanların uçaklardan düştüğü ama ölmediği hemen hemen 50 olay yaşanmıştır. Sanırım hayatta kalan bütün insanlar hayatlarındaki son şansları bunun için kullanmış olsa gerek. Ya da bilimsel konuşursak, hepsi de düşüş hızlarını yavaşlatacak bir şeye sahipti, ama ne?

Örneğin Vesla Vulovic, patlamanın gerçekleştiği esnada uçağın arka bölmesindeydi. Uçak parçalara ayrıldığında kuyruk bölümü sağlamdı. Bu sayede Vulovic, havanın içine çekilmekten kurtuldu. Uçağın ayrık kuyruğu, Checzhoslovakia dağında karlarla kaplı bir alana düştü. Vulovic, bulunduğunda ciddi kemik kırıklarından muzdaripti ancak uçağın enkazı ve zemindeki derin yumuşak kar katmanı en nihayetinde onun hayatını kurtarabilmişti.

BİR DİĞER TALİHLİ DE İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN ALAN MAGEE

Paraşütsüz olarak birinin hayatta kaldığı ikinci en yüksek düşüş 1943’te gerçekleşti. ABD’nin hava kuvvetlerinden Alan Magee’in B-17 model bombardıman uçağı Fransa’nın açtığı düşman ateşiyle vuruldu. Uçak vurulur vurulmaz birden yanmaya başladı. Uçağın sensörleri, yanma tespit edince Magee’i, daha paraşütü almasına olanak sağlamadan hızlıca dışarı fırlattı. Magee yaklaşık 7 kilometreden paraşütsüz düştü. Magee, Vulovic kadar şanslı değildi. Düştüğü yerde bir tren istasyonu vardı ve bu genç asker o tren istasyonunun cam çatısını tuzla buz etti. Magee bulunduğunda, çatıyı destekleyen çelik kirişlerden sarkıyordu. Bir cam çatının, düşüş hızının gücünü azaltabileceğini düşünmemiştiniz, öyle değil mi? Ama o cam çatı orada bulunmasaydı, şu an bu esrarengiz hayatta kalış hikayesini sizlere yazıyor olamazdım. Eğer bir gün siz de paraşütsüz bir yerlerden düşmek isterseniz düşerken bulduğunuz bir şeye sıkı sıkı tutunun ve düşmenizi engellemeye çalışın. Tabii ki söylemek, yapmaktan daha kolaydır fakat şans o gün sizinle olabilir.

HAYAL EDİN!

Yaklaşık 10 kilometrelik bir mesafeden düşüyorken muhtemelen yumuşak bir yüzeye çakılmak düşünebileceğiniz son şeydir. Hadi şimdi düşünün! Uçaktasınız ve düşüyorsunuz… Her şey o kadar çabuk gerçekleşiyor ki saniyeler içinde 2 kilometre eksildi bile zemine kalan mesafeden. Çabuk bir şeyler yapmalısınız… Sadece 135 saniyeniz var… O esnada muhtemelen aşırı derecede üşüyeceksiniz ve oksijenden mahrum kalacaksınız. Yerden 10 kilometre yukarıda yani düştüğünüz alanda ortalama sıcaklık yaklaşık eksi 40°C ve eksi 57°C aralığında seyreder. Ama meraklanmayın, uçaktan düşer düşmez kendinizden geçeceğiniz için o dereceleri pek de hissetmeyeceksiniz. Dünyadaki atmosfer yaklaşık yüzde 21 oksijen içerir. Ortaokul fen bilgisinden veya lise coğrafyasından da öğrendiğimiz gibi daha yüksek irtifada daha az hava basıncı vardır. Bu yüzden daha yükseklere çıktığımızda daha az oksijen varmış gibi hissederiz. Bu durum, bilincinizi kaybetmenize neden olacaktır, en azından bir süre. Siz zemine yaklaştıkça hava basıncı daha da artacaktır. Bu yüzden size etki eden hava basıncı artınca, muhtemelen yeniden acı dolu düşüşünüze şahitlik edebileceksiniz. Tebrikler düşmeye başladıktan yaklaşık 45 saniye sonra uyandınız! Birkaç istatistiksel bilgi ile devam edelim. Düşmeye başlar başlamaz, düşüş hızınız her saniye yaklaşık 10 metre artacaktır; evet her saniye. Çünkü düşenin dostu olmaz, bu yüzden artık yer çekimi ile de düşmansınız.

Hızlandınız, hızlandınız ve en sonunda sıra zurnanın bir şeyler dediği yere geldi. Hızlanmanız durdu ve bilimsel olarak “terminal velocity (uç hız)” diye bilinen sabit bir hıza ulaştınız. Peki bu uç hız neden oluşur? Uç hızın oluşması, aşağılardaki hava basıncının çok daha fazla olmasından dolayı artık havanın sizin hızınıza yetişememesinden kaynaklanır. Üstelik, arkanızda kalan ve bir tür vakum yaratan hava, yeterince hızlı dolamaz. Altınızda kalan hava basıncı ile üstünüzde kalan hava basıncı bir tür direnç yaratır. Yani hava basıncı tarafından uygulanan kuvvet, yerçekimi kuvvetine eşitlenir. 10 kilometre irtifadan düşerken, muhtemelen uç hızınız saatte 190 kilometre olacak. Tabii ki sizin gerçek uç hızınız kilonuza ve hacminize bağlı olarak değişebilir. Düz mantık şu şekilde: Ne kadar ağırsan, o kadar hızlı düşersin! Yoksa filmlerde olduğu gibi yine mi gözlüklü ve şişmanlar ilk önce ölüyor? 🤦‍♂

Bu arada şöyle bir püf noktası da yok değil bu işin: Eğer bacaklarınızı ve kollarınızı olabildiğince geniş açarsanız, üzerinize sarf edilen direncin miktarını artırabilirsiniz. Bu da sizi birazcık yavaşlatabilir böylelikle ölmeden önce son bir manzara keyfi çekersiniz 🙂

DÜŞECEK YERİM Mİ VAR, DİYECEK SÖZÜM MÜ VAR?

Paraşütler bilindiği gibi hafif ve geniştirler. Paraşüt düzme hızınızı saniyede 45 metreden 5 metreye kadar çekebilir.

Eğer bu efsanevi aletiniz yani paraşütünüz yoksa nereye düşeceğinizi kestirebilirsiniz. Gözleriniz keskinse düşer düşmez hemen yumuşak bir zemin araştırmaya başlayın. Belki öyle bir yer vardır ve ölme ihtimalinizi düşürme şansı yakalayabilirsiniz. Uçaktan düşen ve sağ kurtulan birçok insan derin ve yumuşak karlı zeminler sayesinde kurtulmuştur. Diğerleri de ağaçların ve çalıların yardımıyla kurtulmuşlardır. Evet karlı zemin bulma olasılığı ağaçlı zemin bulmaktan çok daha düşüktür ve ağaçlı zemine düşerken kurtuldum diye sevinebilirsiniz fakat ağaçlı zeminlerin de dezavantajları vardır, mesela düşeceğiniz yeri tam ayarlayamayıp gövdenizin bir dala saplanması gibi.

Eğer ağaçlar da dahil olmak üzere herhangi bir yumuşak zemin göremiyorsanız, yapacağınız en iyi şey, ayaklarınızı bitişik ve hafif bükerek yere çakılmayı denemektir. Muhtemelen yana ya da arkaya düşeceksiniz, bu 5 uç darbe dizilişi olarak bilinir ve inanılmaz şekilde acı verici olur. Bu düşüş vücudunuzun orta kısmındaki her şeyi koruyacaktır. Yani yaşamsal organlarınız ve muhtemelen beyniniz de korunacaktır. Tabii ki bunların hepsi, düştüğünüzde kötünün iyisini yapmanız için sadece birer tavsiyedir. İnsanlar ne yazık ki 10 kilometre yükseklikten düşünce yaşamak için yaratılmadı. Lakin şöyle de bir durum var: Günler geçtikçe, imkânsız olarak düşündüğümüz çoğu şey bilimin sayesinde gerçek olmaya başlıyor. Belki bakarsınız ileriki yıllarda düştüğümüz gibi kalkmasını da biliriz. 🙂 Ama siz yine de bir sonraki uçuşunuzda yanınıza en uğurlu eşyanızı almayı unutmayın, sadece her ihtimale karşı.

 
 
 

 

KAYNAKÇA
https://www.bbc.com/news/world-europe-38427411
https://www.youtube.com/watch?v=eLO4liZQHuE
https://www.npr.org/sections/health-shots/2018/08/24/641395468/surviving-a-big-fall
https://www.businessinsider.com/the-story-of-the-wwii-gunner-who-fell-22000-feet-without-a-parachute-and-lived-2016-4
https://www.youtube.com/watch?v=BxtoR6tFwGo
https://www.higherpeak.com/altitudechart.html
https://www.britannica.com/science/temperature-stress
https://insh.world/science/what-if-you-fell-out-of-an-airplane-at-30000-feet/

Çocukluğundan beri yazarlığa ilgisi olan Tunay Kır, şu anda aktif eğitim hayatına Boğaziçi Üniversitesinde devam ediyor. Politika, tarih ve oyun aşığı. Çocukların daha iyi bir dünyada yaşaması için elinden geleni yapmaya çalışıyor.